28 Ağustos 2017 Pazartesi

Sevgili Google Translate;

Sevgili Google Translate; buradan sana ikinci defa teşekkür etmek istiyorum, İngilizcem ilerliyorsa senin sayende. Okuduğum İngilizce hikaye kitapları da faydalı oldu tabii ama onları düşündüğüm kadar düzenli bir şekilde okuyamıyorum, seninle ise, neredeyse her gün muhatap oluyoruz. Çok işime yarıyorsun, çok. Seni bir kendi kendine İngilizce çalışma aracı olarak kullanabileceğimi de çoktan fark etmiştim de, bu kadar faydalı olacağını düşünmemiştim galiba.


Eskiden sadece kelimelerin anlamları için bakardım ben sana, bir süredir bazı makalelerimi İngilizce kaynaklardan yazmak için de bakıyorum. Daha çok cilt bakımı, evlenme teklifi hikayeleri, astroloji gibi konularda yazılmış, basit bir anlatımı olan yazılar bunlar tabii; ağır bir dili olanların altından kalkamam. Bunu yapmaya başladıktan bir süre sonra, okuduğumu anlamak konusunda ilerlediğimi fark ettim. Makalenin sadece Türkçe'ye çevrilmiş kısmına bakmıyor, İngilizce kısmına da şöyle bir göz atıyordum ve İngilizcemi geliştiren de buydu işte. Bazı cümleleri tamamen, bazılarını kısmen anlıyordum. İngilizce cümleyi oku, doğru anlamış mıyım diye kontrol et, senin yaptığın yanlış bir çevirinin doğrusunu bulmaya çalış, bir cümleyi daha anlayıp anlayamayacağını dene falan derken; bir baktım İngilizcem ciddi ciddi ilerliyor. Türkçeden İngilizceye çeviri yapabileceğimi ve İngilizce konuşabileceğimi düşünmüyorum, onun için başka türlü bir çalışma gerekir sanırım. Fakat zaten kafaya taktığım şey özgün makale yazarken İngilizce kaynaklardan da faydalabilmekti ki biraz daha çalışabilsem aslında, olacak gibi görünüyor.

Bunu yapmaya başladığım ilk zamanlarda, emin değilim ama 1 sene ya olmuş, ya olmamıştır, daha çok zaman harcardım bu iş için. Şimdi cümleleri daha çabuk kavrıyor, senin çeviri hatalarını daha çabuk fark ediyor, bir kısmını anladığım bir cümlenin kalanı için isabetli tahminlerde bulunabiliyorum. Birini anlamak hoşuma gidiyor, ardından geleni de anlamaya çalışıyorum. İngilizce kısmına bakarken öğrendiğim bazı kelimeler, kalıplar aklımda kalıyor. Şakası yok, İngilizcem cidden ilerliyor. İnsanın bu konuda kendi kendine de bir şeyler yapabileceğine zaten inanıyordum, şimdi daha çok inanıyorum.

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim sayın ziyaretçi ve 52 yaşında olduğumu da bilmenizi isterim, ortada genç bir beyin yok yani. Fakat bir şeyler araştıran, bir şeyleri merak eden bir beynin zinde ve işlek kalma süresinin uzaması diye bir şey var sanırım. Yaptığım işler bana böyle düşündürüyor, bu konuda da bir yazı yazmayı düşünüyorum hatta.

Satırlarıma son vermeden önce sana bir daha teşekkür ederim Google Translate, canımsın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder